19 Aralık 2021 Pazar

“Güç sarhoşluğu”

 

Burhan KARADUMAN

 

Alkol almak, sarhoş olmak günah.

Peki…

“Güç sarhoşluğu” ne olacak?

Birisi “Kafayı bulup” aklından geçiyor.

Diğeri “makamı bulup” kendinden göçüyor.

Sonuç…

Her ikisi de “insanlara zarar veriyor”

Hangisi daha büyük günah?

 

***

 

“Kibir; şeytana ait bir özellik”

“Kibir”, aynı zamanda inkardır.

Vatandaşın sırtından ve alın terinden beslenenlerin, “kendilerini hesap sorulamaz hissetmesi” nedir?

“Oturduğu makamdan şeref kazananların” alkol almasına gerek var mı?

Zaten kafa gitmiş değil mi?

 İçine yılan kaçmış gibi herkesi zehirlemek istiyorlar”

 

***

 

“Sarhoş olanın” araba kullanması ile “Güç sarhoşu olanlara” vatandaşın alın terini teslim etmek aynı derecede tehlikelidir.

İkisinin de ne yapacağını kestiremezsiniz…

İkisi de gideceği istikameti bilemez…

Tek fark şu…

Birisi alkol alırken “Aklını” kaybeder….

Diğeri makama otururken “kendini” kaybeder…

Toplum için hangisi daha tehlikeli?

 

***

 

Sarhoş, ayıkınca ne yaptığını belki hatırlamaz.

“Güç sarhoşu” ne yaptığını bilir.

Önemli olan şu:

Vatandaşın “Güç sarhoşlarını” hatırlayabilmesi ve bilmesi.

 

***

 

 

 

 

Çirkini öpmemişler kendini namuslu zannetmiş...”

Burhan KARADUMAN

 

Malatya Çocuk Yetiştirme Yurdu olayını hatırladınız mı?

Hani Malatya oraya yıkılmıştı....

Gerçek mi, sahte mi bilinmez göz yaşları sel olmuştu ...

Anlatılan her hikaye karşısında yürekler burkulmuştu...

Sahi hatırladınız mı?

Yarım asır geçmedi....

Çeyrek asır da olmadı...

Şunun şurası 16 yıl geçmiş, Ekim 2005 tarihinin üzerinden...

Şimdi Çocuk Yetiştirme Yurdunun yerini sorsanız acaba kaç kişi bilir...

Filozof George Santayana şöyle diyor; “Geçmişi hatırlayamayanlar onu tekrarlamaya mahkûmdur.”

Toplumsal duyarlılık kayboldukça, toplumsal hafıza da kayboluyor....

Gözlem bitince algıla da bitiyor, algısal kayıp odaklanmayı önlüyor.

Oysa bu dünya da “Ahirette kaybolmama sınavında” değilmiydik?

 

***

 

Adam!.. karşısındaki zarar görsün diye her şeyi yapıyor. Ancak iş dönüp dolaşıp zararı kendisine dokununca, “Müslüman değilmiyiz” sorusunu yöneltiyor.

Oysa kendisi zarar görene kadar karşısındakinin de “Müslüman olduğunu” düşünmüyor, umursamıyor…

Kendi işledikleri kocaman günahları çuvala basanlar, başkasının küçücük yanlışını duvara asıyorsa, orada “kardeşlik hukuku” yoktur.

 

***

 

Siyasetçiydi…

İktidar partisinin Malatya il başkanıydı…

Sokakta hep kalabalık gezer, selam alıp vermekten eli hep havadaydı…,

Girdiği kurumların kapısında sıkı yönetim komutanı gibi karşılanırdı….

Şimdi…

Siyasetçi değil…

Partisi tarihe karıştı…

Sokakta tek geziyor…

Eli yanda, başı önde…

Kimse tanımıyor, tanıyanlar da selam vermiyor…

Değermiydi?

Neymiş mesele…

“Çirkini öpmemişler kendini namuslu zannetmiş...”