28 Ekim 2021 Perşembe

Soytarılara makam verirseniz, Malatya'yı sirke çevirirler!.. 8

 

Normal şartlarda dışarıda sivil bir vatandaş böyle bir iş yapsa, yasadaki karşılığı hem sahtekârlıktır, hem de üçkağıtçılıktır. Yargılanacağı mahkeme ise Ağır Ceza Mahkemesidir.

 

Burhan KARADUMAN

Hikaye şöyledir; 

Bağırır bürokrat müsveddesi; “Verin ilanı, 3 elaman alıyorum” …

Sanki babasının çiftliğine seyis alıyor.

Babasının çiftliği olsa böyle eleman alamaz…

 

Yanındaki el pençe boynunu büker, “Efendim onların bir özelliği yok ki, ne yazalım özelliğine. Eşeğe bindirip gönderseniz hem eşek kaybolur hem kendileri.  Boy ve kilosunu yazamayız, o kilo ve boydan mutlaka birileri rakip olarak çıkar. Size dedikodu taşımaktan, insanlara yalan söylemekten, namuslu insanlara iftira atmaktan başka bir özellikleri bulunmuyor bunların.”

 

Hani “Yüzünü şeytan görsün” dedikleri tipler vardır, bürokrat müsveddesi de böyle biridir ve hemen şeytani tarafını çalıştırır; “Hemen Türkiye'de şimdiye kadar olmayan bir konuda bir kurs açıyorsunuz, bana yakın 10  elemanımı kursiyer olarak yazıyorsunuz, sertifikalarını renkli yazıcıdan çıkartıp veriyorsunuz. Bunlardan 3 tanesini hemen o sertifikanın özelliğini yazarak  işe alıyoruz. 1 saatte bu iş bitsin.

 

Yanındakinin bir anda nefesi kesilir, yutkunur, boynunu sağa sola çevirmek ister, yapamaz.

Eli ayağı boşalmıştır.

 

Bir saat içinde “kurs düzenlenir”, sonra renkli yazıcıdan sertifika baskısı çıkartılır, sonra ise iş resmiyete binsin diye döner sermayeye  para yatırılır.

 

Hepsi bir saatte bitirilir…

 

Her zaman, her yerde mutlaka bir gören vardır. Hiç kimse görmese bile Allah görüyor.

 

Bürokrat müsveddesinin artık işe alacağı adamlarının, sokakta namusluca iş arayan, şerefiyle ekmek arayan insanlarda olmayan birer sertifikası olmuştur. Sokakta namusluca iş arayanlar o ilana başvuramayacaktır. Çünkü öyle bir sertifika sadece bürokratın kendi adamlarında vardır. Aynı sertifikadan Türkiye'de ikincisi yokturdur. 

 

Normal şartlarda dışarıda sivil bir vatandaş böyle bir iş yapsa, yasadaki karşılığı hem sahtekârlıktır, hem de üçkağıtçılıktır. Yargılanacağı mahkeme ise Ağır Ceza Mahkemesidir.

 

Sivil bir vatandaş böyle bir iş yapsa, hayatı boyunca devlet memuru olamaz.

 

Ama….

Önemli olan elde edilen “gayrimenkuller zincirine” Çırmıhtı-Şahintepe’sinde “Yeni bir gayrimenkul” halkası eklemektir.  

 

Gerisi pekte önemli değil bunlar için.

 

Ama şunu unutuyorlar;  Mutlaka bir gören vardır…

***


 

Soytarılara makam verirseniz, Malatya'yı sirke çevirirler!.. 7

 Bürokratların hovardaca yaptığı harcamaların faturasını halk her zaman siyaset makamına ödetir.

 

Burhan KARADUMAN

 

Üç günlük dünyada Malatya’da 1 günlüğüne geldikleri makamların verdiği şımarıklıkla, şahsiyetlerini kaybederek Milletle, hatta şehit çocukları ile uğraşmaktan zevk alan soytarılar, Ankara’nın karanlık sokaklarında kaybettikleri çocuklarını bulamıyorlar…

İlahi Adalet mi desek acaba?

Çünkü, her yaptığınızı gören bir kudret var ve siz bu kudretin farkında değilsiniz.

Çok yazık...

Kendi çocuklarını bile kaybedecek derece de kendilerini kaybetmiş durumdalar ama asla ibret almıyorlar…

Bütün dünya sizin olsa ne yazar...

Ankara’da villan, İzmir’de yazlığın olsa, devletin bütçesinden çocuklarına tahsis ettiğin makam araçların olsa ne yazar…

Ama unutmayın: Bir gören her zaman vardır...

 

***

 

Dün…

Daha dün…

Çok değil…

28 Şubat sonrasıydı…

Herkes hatırlar…

Belgelere, vesikalara bakarak hafıza tazelemeye gerek yok…

Herkesin aklında, herkesin gözünün önünde…

Başörtülü öğrencilerin en çok sıkıntı çektiği dönemdi…

İnönü Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu için “memleketin en büyük rektörü” diye saf tutunlar, bugün atama ile geldikleri makamları aile çiftliğine çevirenlerin yanında protokol ile karşılanıyor.

 

Dün Fatih Hilmioğlu’nun “demokrasi dışı siyasal uygulamalarına” sahip çıkarak çanak tutanlar; bugün 100 yıl yatsalar bile rüyalarında göremeyecekleri makamlara atamayla gelenlerin yanında saf tutuyorlar.

 

Bir de utanmadan konuşunca “Fatin Hilmioğlu böyle yaptı, şöyle yaptı” demezler mi?

Ulan; madem Fatih Hilmioğlu kötüydü, peki ona “iyi diyenleri” niye yanınızda gezdiriyorsunuz ya da “tetikçi” diye yanınızda dolaştırıyorsunuz?

Hayırdır?

Bu soytarılık değil mi?

 

 ***

Bu memlekette bir tek bürokratlar çalışıyor…

Hem de çok güzel çalışıyorlar (!)

Güzel güzel işler çıkartıyorlar…

30 yıl çalışıp, hiç yemeden içmeden para biriktirseler standart bir eve sahip olamayacak 657’ye tabi olanlar; ultra lüks evlere, villalara, şatolara, yiyerek içerek, eğlenerek, hayatı hızlı yaşayarak, alemlere akarak sahip oluyorlar.

 

50 yıl hiç yemeden, içmeden para biriktirseler Ankara’da orta halli bir eve sahip olamayacak Malatya’nın bürokratları, Ankara”da villa, İzmir’de ultra lüks yazlık sahip olabiliyor.

Hem de yiyerek içerek, dolaşarak, yatarak, tıka basa tıkanarak, yurt dışında eşiyle, çocuklarıyla pahalı otellerde tatil yaparak milyonluk villalar, lüks konutlar, lüks otomobillere sahip olabiliyor.

Peki kimin parasıyla?

Tabii ki halkın parasıyla, Malatyalının parasıyla, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkesin hakkı olan paraya…

Yani çalarak, çırparak, usulsüzlük yaparak, yolsuzluk yaparak zimmetine geçiriyorlar halkın parasını…

 

Siyasilerin adı çıkmış, bu bürokratların hızına yetişemezler…

AK Parti’den 1 dönem Malatya milletvekilliği yapan Ankara’da kirada oturuyor…

AK Parti’den 2 dönem Malatya milletvekilliği yapan Ankara’da kirada oturuyor…

AK Parti’den 2 dönem Malatya milletvekilliği yapan Malatya’da 20 yıldır aynı evde oturuyor.

AK Parti’den 2 dönem Malatya milletvekilliği yapan İstanbul’da 20 yıldır aynı evde oturuyor.

MHP’den 1 Dönem Malatya Belediye Başkanlığı yapan, şehirden giderken borçlarını baba evini satarak kapatıyor.

2 dönem İnönü Üniversitesi Rektörlüğü yapan bilim insanı, görevini devrederken, rektörlüğe başladığı ilk gün üniversiteye geldiği aracıyla üniversiteden çıkış yapıyor.

Ama Malatya’daki sonra görme atanmış bürokratçığın bacak kadar çocuğu üniversiteye gidince hemencik altına makam arabacığı çekiliyor…

Milletvekillerinin adı çıkmış…

Fatura milletvekillerine kesilecek…yazık!..

Bürokratların halkın cebinden yaptığı hovardaca harcamaların, usulsüzlüklerin, israfın, yolsuzlukların faturasını halk her zaman siyaset makamına ödetir.

Bir gören her zaman vardır...Buna her zaman inanın…

Kul görmese bile Allah görüyor…

Allah korkusu olanlar için bu durum yetmez mi?

 

***

13 Ekim 2021 Çarşamba

Bürokratik sistem, yerel gazeteler ve 2023 hedefi


 Burhan KARADUMAN 

(13 Ekim 2021 tarihli Malatya Net Haber Gazetesinde Yayınlanmıştır.)


Türkiye 9 Temmuz 2018 tarihi itibarıyla Cumhurbaşkanlığı sistemine geçti, bu sistemi yaşıyor, ancak en büyük sıkıntı halen bürokratik sistemin Cumhurbaşkanlığı sistemine monte edilememiş olması.

“Atanmış” bürokratlar halen aklını başına almış değil. 
“Atanmış” bürokratlar halen kokuşmuş sistemin bekçiliğini yapıyorlar. 
Siyasetçilerin peşinden “kedi gibi geziyorlar”, ama makama gelince, altlarına makam arabası çektirince “hepsi kaplan kesiliyor.” 


Alanda, uygulamada, kamuoyunda; yaşanan, tepki gösterilen ve AK Parti’ye zarar veren noktalara bakın; altında “silik”, “projesiz” “izansız”, “fehimsiz”  “haddini bilmeyen” atanmış bürokratların çıktığını göreceksiniz. 
En azında ben Malatya’da bunu görüyorum.  
AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a en büyük zararı; hata yaptıklarında hesap sorulmayan, “güçlü referanslar” nedeniyle kendilerinden hesap sorulamayacağını sanan AK Parti’nin atadığı “AKP’li bürokratlar” veriyor. 

***

Malatya’daki bürokrat sıkıntılı da, Ankara’dakiler sıkıntısız mı?
Bürokratlar şimdi en büyük sıkıntıyı 2023 hedefi için vermeye başladılar.
“Yerel gazetecilik Bombası” bürokratik sistemin halen yaşadığını gösteriyor.
Aynı anda, Türkiye’nin her köşesin de yayınlanan yaklaşık 1.000 gazetenin ilan gelirini azaltma çabasına giren ve bu ayak oyunları ile “yerel gazeteciliği” bitirme noktasına getirecek olan bürokratlar, aslında Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 hedefleri için “medya ve iletişim” alanında en büyük zararı vermeye hazırlanıyorlar. 


Belki “yerel gazeteler” bitebilir, ancak “yerel gazetecilik” bir şekilde devam eder, devam etmek zorunda. 

***

Beştepe’de Sayın Cumhurbaşkanına “basın danışmanlığı” yapanlar hiçbir zaman “yerel gazete yayıncılığı” projesini geliştiremediler. Yerel gazeteler ile Sayın Cumhurbaşkanı arasında köprü olamadılar.  Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın defalarca ziyaret ettiği illerde bir tane yerel gazetelerle yapılmış söyleşi ve özel röportaj haberini bile yayınlatamayan basın danışmanları var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık 20’kez geldiği Malatya’da böyle bir organizasyon göremedik.  Yerel gazete muhabirleri, illerindeki sorunları, yaşananları yada perde arkasındaki “ayak oyunlarını” direk aktaramadılar. Başın danışmanları arada “Berlin duvarı” gibi durdular. Günümüz de bile Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın günlük haber, fotoğraf ve videolarını aynı anda Türkiye’nin her köşesindeki başta yerel gazeteler olmak üzere tüm yerel medyaya göndermeyi beceremeyen, servis edemeyen basın danışmanları, yerel gazetelerle ilgili yapılan olumsuz çalışmaları elbette bilemezler. Umursamazlar, onlar için varsa yoksa “gökdelen medyası” var. Ya da “Gökdelen medyasından” geldikleri için Anadolu’nun küçük yerel gazeteleri göremezler. 


2023’e doğru giderken Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki taşları kaldırması sorumluluğu olanlar, gördüğümüz kadarıyla yollara çukur kazıyorlar. 

***

Her şeyi bitirdiniz, hallettiniz bir yerel gazete ilanı mı kaldı?
Tasarruf mu istiyorsunuz….
Kendilerinden hesap sorulamayacağını sanan özel siyasi referanslı bürokratlardan hesap sorulmadığı sürece bu ülkede tasarruf edilemez. Çünkü en büyük hovardalığı onlar yapıyorlar. 
Yada…
Usulsüzlüğü veya yolsuzluğu ortaya çıkan, belgelenen bürokrat kim olursa olsun, referansı hangi isim olursa olsun gözünün yaşına bakmayın. NOKTA. 

https://malatyanethaber.com.tr/yazi/burhan-karaduman/burokratik-sistem-yerel-gazeteler-ve-2023-hedefi/3494/

12 Ekim 2021 Salı

Uzayda kayısı tüketilir mi, ya da film fırıldaklıklar...



 Burhan KARADUMAN 

(12 Ekim 2021 tarihli Malatya Net Haber Gazetesi'nde Yayınlanmıştır)


Uzay turizminin gelişmesi için farklı etkinlikler gerçekleştiriliyor. 

Bu durum "deniz, kum, sahil turizmi" ön planda olduğu için pek önemsenmemiş olabilir ülkemiz de.

"İklim değişikliği" bizim turizmi vurur mu, vurmaz mı, onu "kumdan akademik çalışma" yapanlar mutlaka düşünürler. 

Ama geleceğin turizm konu başlıklarından birisinin "Uzay yolculuğu" olacağı kesindir. 

***

Belki  uzay aracı yapmamız yada ikinci el alıp kullanmamızı zaman alabilir.

Orası ayrı mesele...

Malatya için mesele şu; kayısı kuru veya yaş olarak uzayda tüketilebilir mi?

Kayısının uzayda yaş olarak raf ömrü ne kadardır?

Kayısının kuru olarak tüketim ömrü uzayda ne kadar olacak?

Bunların hepsi hesap-kitap, laboratuvarı konuları.

Tabi birde kayısı çekirdeği var....

Kayısı çekirdeği uzayda tüketilirse diş kırar mı?

Yada kayısı çekirdeği tozu...

***

Benim de düşündüğüm şeye bakın...

Olacak işmi yani...

Kayısı uzayda tüketilir mi, tüketilmez mi...

Memlekette başka film-fırıldak ve soytarılıklar almış başını gidiyor. 

Memlekette kadını işe almak için nedense “özel şartname” hazırlıyorlar, bakıyor kocasının sicili güvenlik açısından bozuk, hemen kadını kocadan boşandırılıp  kamu kurumunda işe alıyorlar.

İnanın bir bakanın çocuğu olsa böyle bir imtiyaz göremez...

Bende tutmuş, kayısı çekirdeği tozundan kurabiye yapılıp, uzayda tüketilir mi diye soruyorum, olmaz ki.

***

Elazığ- Sivrice merkezli olarak 24 Ocak 2020’de meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremde sonrasında ortaya sadece yıkılmış binalar değil, "bürokraside  yıkılmış ar damarları da" ortaya çıkmıştı...

Malatya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından yıkım listesine alınan okul ve sivil vatandaşlara ait binalar ihalesiz, özel olarak birilerine 7 yıldızlı otel hizmeti gibi  servis edildiği "müfettiş raporlarına" yansımıştı.

O müfettiş raporunda YİKOB'un pazarlık usulü yaptığı ihalelere dikkat çekilmişti..

Rapora göre; YİKOB'tan “Bir yılda 1 firma 28, bir firma 26, bir firma 18 defa ihaleye davet edilmiş” 

1 yılda 19 defa ihaleye davet edilen kişi, geçmişte milletvekili aday adayı olan bir isim.

Müfettiş raporu kamuoyuna yansımıştı...

O rapordan sonra belki bu tipler ortada görünmez diyordum, utanır sanıyordum.

Bu rapordan sonra iktidar mensubu Malatya  Milletvekilleri, "Bu tipler bize ve memlekete zarar veriyor" demişlerdir diye umuyordum. 

Sonra bir baktım ki, adam "genel merkezde" üst düzey yöneticilerle fotoğraf paylaşmaya devam ediyor...

Bu işler bu kadar kolay mı?

Yada Malatya'da siyaset yapanlara ödenmiş bir bedelin sonucu mu? 

Ankara'da fotoğraf paylaşıyorlar, Malatya'da pastayı paylaşıyorlar...

Ayıptır...

Sonra bende tutturmuş, uzayda kayısı tüketilirmi, tüketilirse raf ömrü ne olur, diye soruyorum.

Olmaz ki...

https://malatyanethaber.com.tr/yazi/burhan-karaduman/uzayda-kayisi-tuketilir-mi-yada-film-firildakliklar/3492/

9 Ekim 2021 Cumartesi

Durun!...”Utanmayı” Öldürmeyin

 Burhan KARADUMAN


“Tüyü bitmemiş yetim hakkını götürdüğünü herkes biliyor ve görüyor”, götüren utanmıyor, en kötüsü görenlerde utanmıyor…

“Ahlaksızlıktan suçüstü yapılmış”, utanmadan siyaset merdivenlerinde oturuyor…

“Devletin parası ile hovardalık yapmış” utanmadan toplumda geziyor…

“Kurumdaki çalışanı Malatya dışına götürüp çocuğuna özel şoför yapmış” utanmıyor…

“İcra borcunu ihale verdiği müteahhidin kredi kartı ile ödetmiş” utanmıyor…

Dolandırıcılıktan işlem görmüş utanmıyor…

Esrar satmaktan ceza almış utanmıyor…

“Hırsızlığı tescillenenler” olimpiyat madalyası bekler hale geldi…

Sokaklar utanmadan dolaşanlarla doldu…

En kötüsü şu;

Bu tiplerle oturup kalkan da utanmıyor.

 

 

 

***

 

“Utancın ölümü hızlandıkça” toplumda hırsızlık, arsızlık, üçkağıtçılık, namussuzluk artış göstermeye başladı…

Utanmazlığın en ağır durumları yaşanıyor.

“Utancın ölümü” hem siyasetimize, hem de kültürümüze nüfuz ediyor.

Dikkatimi çekiyor…

Sizin de dikkatini çeksin….

Türkiye’de ve Malatya’da “dini hassasiyete” dayalı vakıf ve derneklerin ülke tarihinde en yüksek seviyede olduğu bir dönemde; İslami hassasiyetten uzak toplumsal vakalar da olağanüstü artış olması normal mi?

Esrar içenlerde ve esrar satanlarda artış olması normal değil. Malatya’da son 9 ayda sadece esrar satmaktan tutuklananların sayısı bine yaklaştı.

Malatya Ağır Ceza Mahkemelerindeki davaların yarısı neredeyse “cinsel suçlarla” ilgili davaları kapsıyor. Normal mi?

Çevrenize bakın…

Hırsızlık yapanların, malı çalınandan daha mutlu olduğu bir dönem yaşanıyor.

Namussuzluk yapanların, namuslulardan daha itibar gördüğü bir süreç inşa ediliyor.

Yalan söyleyenlerin başköşe yapıldığı, doğru söyleyenlerin oturacak yer bulamadığı bir toplum yapısı oluşturuluyor.

“Kim en çok yalanı söylerse o şampiyon” diye bir düşünce türedi ve yavaş yavaş toplumun tüm katmanlarında karşılık buluyor.

Niye mi?

Utanma yok..

“Utancın ölümü hızlanıyor”…

 

***

Durun!..

Utanmayı öldürmeyin!..

Yoksa insanlık ölecek…

Unutmayınız; utanmamazlık tüm salgınlardan daha tehlikelidir